BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Ana Sayfa / Makaleler / Kıbrıs Miskinhanesi Önsöz – Nazım Beratlı

Kıbrıs Miskinhanesi Önsöz – Nazım Beratlı

Yayınlanmış buncanazım kitabımdan sonra, mesleğim ile ilgili bir yayın yapmaya ilk defa girişiyorum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Bölüm Başkanı, Profesör Nil Sarı’nın yüreklendirmesiyle giriştiğim bir araştırmanın, “Kıbrıs Miskinhanesi” konulu Uluslararası Tıp Tarihi Kongresi’ne sunulmak üzere hazırlanmış bir bildirinin, genişletilmiş halidir bu kitap. Bildiri hazırlandı, kongreye sunulmak üzere gönderildi de! Ancak, hem konferans saatim ve hem de başkanlığını yapacağım bir oturumun zamanının bana bildirilmesi ile şereflendirildikten sonra, geçirdiğim bir kalp rahatsızlığı, o şereften beni mahrum bıraktı, toplantıya katılamadım.

Bu kitap, belki de içimde ukde kalmış o olayın bir nevi “intikamıdır”! Kendimden, kalbimden aldığım bir intikam…

Okuru, geniş tıbbi bilgi ile sıkmak istemediğimden, hastalığın kendinden çok, etkilerini ele almaya çalıştım bu kitapçıkta. Bugün artık tedavisi bulunduktan sonra eski korkunçluğunu yitirmiş olan Lepra, ya da Türkçe adı ile Cüzzam; veya, aslında halk diliyle Miskinlik Hastalığı, çok eski çağlardan beri bilinen, deyim yerinde ise “nalet” bir hastalık. Okudukça göreceğiniz gibi, adamızın da çok eski bir derdi. Ne var ki Kıbrıs belki de ciddi boyutta bu hastalıktan muzdarip olduğu halde, bu illetten ilk kurtulan ülkeler arasında bulunuyor. Bunda, Cüzzam’a karşı mücadelenin, ta Osmanlı döneminde başlamasının önemli rolü olduğu kadar, İngiliz döneminde zamanına göre çağdaş bir mücadele anlayışının uygulanmasının da büyük rolü var.

Öte yandan, bence ilginç olan bir başka husus, kitapta da görüleceği gibi, bütün dinlerin, Lepra’ya bir tür özel önem atfetmesinden dolayı olsa gerek, Kıbrıs’ta bir Cüzzam Çiftliği kurulması konusunda, adanın Müslüman ve Hristiyan Evkaflarının, işbirliği yapması! Araziyi Müslüman Evkafı veriyor, masrafları ise Kilise karşılıyor! Hükümet de ayrıca katkıda bulunuyor.

Hani zaman zaman, “bu adada Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Elenler ortak ne yaptılar ki?” diye soruyoruz ya? Hiç bir şey yapmadılarsa, ülkeden Cüzzam’ın kökünün kurutulmasında, bir halk sağlığı sorununda ortak bir şeyler yapmışlar işte! Hem de iki tarafın, dinsel kurumları!

Tabii burada Kilise arşivine girmeyi başardığımızı ama Evkaf arşivine girmemize izin verilmediğini de söylemezsem, papazlara haksızlık etmiş olurum. O fanatik, gerici, bilmem ne dediğimiz Ortodoks papazlara… Aramızda beş beterleri var! O bakımdan bu iki ayaklı vakfın kuruluş kararının bir ayağını yayınlayabiliyorum. Kilise’nin kararının, orijinal metninin fotokopisi kitapta var! Evkaf’ınkini görme şerefine nail olamadım! Hem de iktidar partisinin, üst düzeyde yetkili bir milletvekili olmama rağmen! Eskiden, bizi arşive sokmadıklarında bunun partizanlık olduğunu sanır, söver sayardık! Meğer sadece zekâ ile ilgili bir sorun olup, siyasetle alâkası yokmuş! Bunun şerefi de bize yeter de artar bile…

Şimdi, bir 1830’lardaki papazlar ve hocalara bakıyorum; bir de günümüzdeki “ilerici” geçinenlere! “İki toplumlu bilmem ne” diye attıkça mangalda kül bırakmayanlara! Ne “ilerisi”? Ortodoks papazı kadar akıl edinelim, bilime, araştırmaya, bu memleketin geçmişine saygı göstermeyi öğrenelim de gerisi şurda dursun…

Dünya Tıp Tarihi Kongresi’ne, bu adada geçmişte dinsel kurumların bile bir halk sağlığı sorununda nasıl ortak tavır koyabildiklerini anlatacak bir bildiriyi sabote etmeye tenezzül eden “barışçılar”ı da tarihe havale ediyorum…

Buyurun…

şuna da bir bakın

SIZINTI – Önsöz (Ön Sorular) – Bedia Balses

BİR SIZI KALDI İÇİMDE HİÇ DİNMEYEN YAMA TUTMAYAN ŞİİRİM BİR DE KALBİMİN SIZLADIĞI BU YERDE…. ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir